Tatbikat Sahnesi | OYUNLAR
200
page-template,page-template-full_width,page-template-full_width-php,page,page-id-200,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,paspartu_enabled,paspartu_on_top_fixed,paspartu_on_bottom_fixed,qode_grid_1300,qode-theme-ver-10.0,wpb-js-composer js-comp-ver-4.12,vc_responsive

Hikaye Çar 1. Nikolay’ın baskıcı devrinde yaşamış küçük bir devlet memurunun hayatı üzerine merkezlenir. Günlük formatında yazılan hikaye, baş kahraman Popriçin’in deliliğe doğru gidişini anlatır. Yaşadığı sıkıcı ve tekdüze hayata bir de müdürünün kızına duyduğu aşk eklenince içinde bulunduğu girdap iyice büyür. Aksenti ivanoviç Popçirin’in baskıcı sistemde boyun eğmeme çabaları ve yaşadığı psikolojik gel-gitler kendisini İspanya Kralı sanmasına kadar devam eder ve akıl hastanesine kapatılmasıyla son bulur.

Hiçbirşeyin belirtilmediği bir iş ilanı.. Tuhaf bir karşılaşma…

İnsanın içindeki iyilik ve kötülüğün savaşını, doğa, sistem, açlık ve para üzerinden anlatan yazar Süleyman Karaahmet, insanlığın aklının ve sabrının ince çizgisi üzerinden giderek inançlarımızı sorguluyor.

Marquis de Sade’ın hikayelerine kulak verin! Kilisenin, paranın, giyotinlerin ve tüy kalemlerin büyük savaşına şahit olun! Doğanın ve ahlak kurallarının, sadeizmin kurucusu Marquis de Sade’ın hikayelerinde bir kez daha, en acımasız haliyle yüzleşmeye hazır olun! Fransız Devrimi’nin hemen ardından, Sade’ın akıl hastanesi yıllarında geçen Quills sizi, tüy kalemlerin yazdığı ve giyotinlerin susturamadığı hayatlara şahit olmaya çağırıyor ve gerçek sanatçının asıl zor zamanlarda var olabildiği bir kez daha kanıtlanıyor!

2222 İnsan nedir? “Biraz toprak, biraz toz, biraz et, biraz kan” mı? İnsanı “insan” yapan nedir? Georg Büchner, dünya tiyatro literatürünün en önemli oyunlarından biri olan Woyzeck’te “insan olmak” olgusunu; erdem, ahlâk ve iyilik kavramları üzerinden sorguluyor. Her zaman zorunlu ve haklı görülen savaşta; yoksulluk, sınıf farklılıkları, toplum baskısı içinde, insan daha fazla uçuruma sürüklenmeden insan olabilmeyi ve insan kalabilmeyi ne kadar başarır? Gerçekliğin saptığı böyle kaypak bir dünyada insan ne içindir?

Yaşam nedir?

Çocuklukla büyüklük arasına sıkışmış bir zaman diliminde oyunla gerçeğin birbirine karıştığı, kazananı, kaybedeni hiçbir zaman belli olmayan süresiz bir savaşın süreli bir parçası mı?

Eğitim sisteminin çarpıcı bir şekilde irdelendiği Gideon’un Düğümü, bir birey yetiştirmenin sorumluluğunun sorgusunu, bir anne ve bir öğretmeni karşı karşıya getirerek, bizleri adalet, sanat, farkındalık ve suçluluk duygusu üzerinden gerçeklerle yüz yüze bırakıyor.

2b  Oyun 1944’de Fransa’daki bir grup dirençinin, bir köyü ele geçirmeye çalışırken Petain yanlısı milisler tarafından ele geçirilerek sorgulanmalarını konu ediyor. Direnişçiler, milisler tarafından teker teker sorgulanıyor ve işkenceden geçiriliyor. Sorgulanan direnişçiler, kendi varoluşlarına dair anlam yükledikleri tüm toplumsal değerleri sorgularken, kendi bireysel seçimlerinin onları özgürlüğe taşıyabileceği meselesiyle yüzleşiyorlar. Oyunda savaşın yıkıcı atmosferinde insanın varolma mücadelesi, Sartre’ın varoluşçuluk felsefesi ekseninde anlatılıyor.